Türkiye'de Çalışan Bağlılığının Yeni Tanımı Ne?
İş dünyası çalışan yönetiminde farklı kavramların öne çıktığı yeni bir dönemden geçiyor.
Pluxee'nin Ipsos iş birliğiyle gerçekleştirdiği “İş Dünyasında Bağlılığın Yeni Tanımı” araştırması, çalışan bağlılığının artık tek bir tanıma sığmayan ve bütüncül bir yaklaşımla yönetilmesi gereken bir deneyim alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor. Bu kapsamlı araştırma, ülkemizdeki çalışanların iş ve yaşama bakışına dair çarpıcı sonuçlar sunuyor. Peki Türkiye'de çalışanlar ne düşünüyor, nasıl hissediyor ve geleceğe nasıl bakıyor?
Türkiye'de Çalışanların %84'ü Şirketini Seviyor
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Türkiye'de çalışanların şirketleriyle kurdukları güçlü bağ. Katılımcıların yüzde 84'ü çalıştıkları kurumu “seviyor” ya da “beğeniyor”. Bu oran aslında birçok gelişmekte olan ekonomi ortalamasının üzerinde. Ayrıca son dönemlerde gündemde olan çalışanların “Büyük Kopuş” döneminde olduğu görüşüne beklentisiyle belirgin bir tezat oluşturuyor.
Araştırmada katılımcı olan çalışanların yüzde 31'i şirketlerini sevdiğini ve çevrelerine önerdiğini belirtiyor. Yüzde 53'lük geniş bir kesim ise şirketlerini 'iyi bir çalışma yeri' olarak değerlendiriyor. Bu veriler, Türkiye'de çalışanların iş yerlerine karşı güçlü bir aidiyet duygusu taşıdığının önemli bir göstergesi. Tabii bu sevgi, koşulsuz bağlılık anlamına gelmiyor. Çalışanların yüzde 71'i işin yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu, fakat tek odak noktası olmadığını vurguluyor. “İşim önemli ama hayatım da önemli” diyen çalışanlar bir denge arıyor.
İş – Yaşam Dengesi Kurmak: Dengeli Bağlılık
Daha önce de belirttiğimiz gibi çalışanların denge arayışı “bağlılık” kavramını da sorgulatıyor. Bu noktada araştırmadan çıkan en çarpıcı kavramın “dengeli bağlılık olduğunu söyleyebiliriz. Dengeli bağlılık kavramı çalışan bağlılığının artık siyah-beyaz gibi net bir şekilde olmadığının net bir tanımı. Çalışanlar hayatlarının farklı evrelerinden geçerken bağlılık da doğal olarak şekil değiştiriyor.
Türkiye'de çalışanlar işteki iyi olma hallerine 10 üzerinden 7,9 puan veriyor. Çalışanların yüzde 58'i “elimden geldiğince çok çalışırım” derken, yüzde 17'si “yöneticimin söylediklerini yaparım ama gerekirse sınır koyarım” diyor. Bu veriler bağlılığın geniş ve dinamik bir yelpaze olduğunu gösteriyor.
İyi Yaşamın Merkezi: Aile ve Yakın Çevre
Türkiye'de çalışanlar için hayatı iyi yapan en önemli faktör ne? Araştırma, bu soruya net bir yanıt veriyor: “Etrafımda harika insanlar var” diyenlerin oranı yüzde 54. Sosyal çevre, destek sistemleri ve yakın ilişkiler, işten veya maddi göstergelerden daha önde geliyor. İkinci sırada ise yüzde 42 oranında “kendime zaman ayırabilmek” ve %41 oranında iyi hissetmek yer alıyor. Bu veriler, Türkiye'de yaşam kalitesinin daha çok ilişkiler, kişisel iyilik hâli ve zaman yönetimi üçlüsü etrafında şekillendiğini gösteriyor.
İlginç bir bulgu daha var: Çalışanlara haftada fazladan 4 saat verilse, yüzde 31'i bu zamanı aileyle geçirmek istiyor. Bu da 'iyi yaşam' algısının temelinde ilişkisel bağların baskın olduğunu ve iş ile özel yaşam arasında duygusal dengeyi koruma arzusunun güçlü olduğunu ortaya koyuyor.
Geleceğin İş Dünyası: Kişiselleştirilmiş Deneyimler
Pluxee'nin araştırması, çalışan bağlılığının yalnızca özenle ve anlayışla geliştirilebileceğini gösteriyor. Bugün İK profesyonellerinin en önemli sorumluluğu, farklı çalışan bağlılık profillerini tanıyıp her biri için doğru deneyimi sunmak. İşte Pluxee Yemek Kartı ve Pluxee Hediye gibi hizmetlerimiz tam da bunun için tasarlandı. Çalışanların sosyal yaşamına dokunmak ve bakiyelerini harcarken seçim özgürlüğü sağlamak için doğru adrestesiniz.
Araştırma hakkında detaylı bilgi almak ve uzman görüşlerini dinlemek için Spotify podcastimizi takip edin: Sessiz İstifa mı Dengeli Bağlılık mı? Çalışanlar Ne İstiyor?