Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler (KKEG) Nelerdir?

Vergi mevzuatına göre işletmelerin yaptığı her harcama, vergi matrahından indirilemez.

Bu nedenle beyanname hazırlanırken, her işletmenin mali sorumluluklarına göre hareket etmesi ve yasal uyumluluğu sağlaması oldukça önemlidir. Ticari kazancın elde edilmesi ve sürdürülmesi ile doğrudan ilgisi olmayan ya da kanunlar tarafından açıkça sınırlandırılan bazı giderler, vergisel açıdan gider olarak kabul edilmez. Bu kapsamda kanunen kabul edilmeyen giderler (KKEG), işletmenin muhasebe kayıtlarında gider olarak yer alsa bile vergi hesaplamasında indirim konusu yapılamayan harcamaları ifade eder.

KKEG uygulaması, işletmenin ticari karı ile mali karı arasındaki farkı ortaya koyar. Bu fark doğru veriler ile hesaplanmazsa vergi beyannamesi hatalı hazırlanabilir ve bu durum ilerleyen süreçte cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmanıza sebep olabilir. Bu nedenle işletmelerin KKEG kapsamını doğru anlaması ve uygulaması kritik bir öneme sahiptir. Kanunen kabul edilmeyen giderler hakkında ve hangi harcamaların bu giderlere dahil edilemeyeceği konusunda bilgi edinmek için yazımızdan faydalanabilirsiniz. 

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hangileridir?

213 sayılı Vergi Usul Kanunu olmak üzere, Gelir Vergisi Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alan düzenlemelere göre bazı gider kalemleri açıkça vergiden düşülemez olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda oluşturulan kanunen kabul edilmeyen giderler listesi, işletmelerin dikkatle takip etmesi gereken önemli bir rehber niteliği taşıyor.

Örneğin; vergi cezaları, usulsüzlük cezaları, işletme ile ilgisi olmayan kişisel harcamalar ve bazı bağışlar bu kapsamda değerlendirilir. Daha somut bir kanunen kabul edilmeyen giderler örnek vermek gerekirse, şirket sahibinin özel araç giderlerinin işletme gideri gibi gösterilmesi vergi açısından kabul edilmez. Aynı zamanda işletme sahibinin aile bireylerine ait harcamalar da bu kapsamda değerlendirilir. Vergi beyannamesi hazırlarken, vergi mevzuatına uygun giderler işlenmelidir. Bu nedenle listenin takip edilmesi önemli olup, kanunen kabul edilmeyen giderler, vergi matrahına kesinlikle işlenmemelidir. Bu tür hataların önüne geçmek için giderlerin işletme faaliyeti ile doğrudan bağlantılı olup olmadığının her zaman sorgulanması gerekir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’na Göre Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nelerdir?

Kurumlar Vergisi Kanunu 10. ve 11. maddesi, KKEG kapsamını açık ve detaylı şekilde belirttiği gibi KVK 11. madde kanunen kabul edilmeyen giderler nelerdir sorusuna da açık ve net bir şekilde yanıt vermektedir. Anonim ve limited şirketler, kurum kazancını tespit ederek, hangilerinin gider olarak gösterebileceği konusunda bu kanun detaylarını inceleyebilirler. Söz konusu şirket giderleri kayıtlarda yer alıyor olsa da bu giderler üzerinden vergi indirimi yapılamaz. Genel olarak değerlendirmek gerekirse bu maddeye göre başlıca KKEG kalemleri şu şekilde sıralanabilir:

  • İşletmelerin sahip oldukları öz kaynakları üzerinden hesaplanan faizler, dış bir finansman maliyeti oluşturmadığı için vergi indirimi için kullanılamaz. 
  • Örtülü sermaye kapsamında yapılan borçlanmalar karşısında ortaya çıkan faiz, kur farkı ve benzeri finansman giderleri, mevzuata göre indirim konusu yapılamaz.
  • Emsallere uygunluk ilkesine aykırı şekilde gerçekleştirilen transfer fiyatlandırması işlemleri sonucunda ortaya çıkan kazançlar, örtülü dağıtım sayılır. Bu nedenle de gider olarak değerlendirilmez.
  • Kurumlar vergisi başta olmak üzere vergi cezaları, gecikme faizleri ve kamuya yönelik yükümlülük ihlallerinden doğan ödemeler vb. giderler, KKEG olarak kabul edilir. 
  • İşletmelerin faaliyet alanları ile doğrudan ilgisi bulunmayan ve daha çok kişisel kullanıma yönelik deniz ve hava seyahatlerine ait giderler vergi matrahında yer almaz.
  • Alkol, alkollü içkiler, tütün ve tütün ürünleri ile ilgili yapılan reklam giderleri toplumsal risk taşıması nedeniyle KKEG kapsamında yer alır. 
  • Kanunlarla belirlenen sınırları aşan ya da yasal şartları taşımayan bağış ve yardımlar, gider olarak gösterilse dahi vergi hesaplamasında kabul edilmez.

Muhasebe sisteminde söz konusu bu giderler genellikle 689 kanunen kabul edilmeyen giderler hesabında takip edilir. Yukarıda yer alan örtülü sermayeye örnek vermek gerekirse, bir şirketin ortaklarına piyasa koşullarına uygun olmayan fiyatlarla mal veya hizmet sunması, örtülü kazanç dağıtımı sayılır ve bu tutar gider olarak kabul edilmez. Ayrıca, bu giderlerin beyan sürecinde doğru şekilde gösterilmesi de dikkat edilmesi gereken bir aşamadır. Kanunen kabul edilmeyen giderler kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrı bir şekilde dikkate alınmalı ve matraha ilave edilmelidir. Yeni bir şirket kurduysanız ve vergi indirimine dahil olmayan konuların yanı sıra vergi konuları hakkında detaylı bilgi edinmek isterseniz “Yeni Kurulan İşletmelerin Sorumlu Olduğu Vergiler” yazımızı inceleyebilirsiniz. 

Gelir Vergisi Kanunu’na Göre Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nelerdir?

Gelir Vergisi Kanunu kapsamında da benzer şekilde indirimi kabul edilmeyen giderler bulunmaktadır. Özellikle şahıs işletmeleri açısından gelir vergisi kanunen kabul edilmeyen giderler konusu oldukça önemlidir. Bu kapsamda; işletme sahibinin kişisel harcamaları, işle ilgisi bulunmayan giderler ve işletme sahiplerinin şahsi ödemeleri vergi indirimine tabi değildir. Örneğin, işletme sahibinin aile bireylerine ait harcamaların gider gösterilmesi kabul edilmez. İşletme sahiplerinin yakınlarına, ödediği maaş, komisyon, ikramiye gibi giderler de vergi indiriminde yerini alamaz. 

Bunun yanı sıra ekonomik koşullara bağlı olarak yapılan düzenlemeler de KKEG kapsamını etkileyebilir. Özellikle enflasyon düzeltmesi kanunen kabul edilmeyen giderler açısından bazı farklar doğurabilir ve mali tabloların yeniden düzenlenmesini gerektirebilir. Mali tabloları düzenlerken gelir vergisi hakkında bilgi sahibi olunması önemlidir. Gelir vergisi hesaplama hakkında detaylı bilgi elde edeceğiniz Gelir Vergisi Nedir? Gelir Vergisi Nasıl Hesaplanır? yazısı sizler için faydalı bir kaynak olabilir. 

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Önemi Nedir?

Esasında KKEG, kanunen kabul edilmeyen giderler işleyişinin temelini oluşturmaktadır. Çünkü KKEG, kurum veya kuruluşların esas vergi yükünü doğru şekilde belirlenmesi açısından bir sınır çizmektedir. Çünkü bu giderler, ticari kar ile mali kar arasındaki farkın temel nedenlerinden biri olup, hesaplama aşamasında etkilidir. Vergi beyannamesi hazırlarken, yanlış sınıflandırılan giderler, elde edilen vergi avantajlarının kaybedilmesi ve hatta cezai bir yaptırım alınmasına neden olabilir. Bu gibi durumlarla karşın karşıya kalmamak için işletmelerin yalnızca kanunen kabul edilmeyen giderler muhasebe kaydı tutması yeterli görülmez; aynı zamanda vergi mevzuatına uygun, güncel bilgiler doğrultusunda hareket etmesi gerekir.

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hesaplaması Nasıl Yapılır?

Kanunen kabul edilmeyen giderler hesaplama yapılırken işletmelerin öncelikle ticari karını belirlemesi gerekiyor. Sonrasında ise gider olarak şirketlerin mali kayıtlarında yer alan ancak vergi açısından kabul edilmeyen kalemler tespit edilerek mali kara eklenir. Burada başlıca önem arz eden ve karışıklığın önüne geçmeye yardımcı husus, kanunen kabul edilmeyen giderler hesap kodu ve kanunen kabul edilmeyen giderler muhasebe kodu ile kayıtların yapılmasıdır. Böylece hesaplama noktasında herhangi bir aksaklık yaşamadan işlemler yapılabilir. 

Örneğin:

  • Ticari kar: 1.000.000 TL
  • KKEG: 100.000 TL

Bu durumda mali kar: 1.100.000 TL olarak hesaplanır ve vergi bu tutar üzerinden hesaplanır. Muhasebe sisteminde söz konusu bu giderler genellikle 689 kanunen kabul edilmeyen giderler hesaplaması ile yapılır ve kanunda yer alan bilgiler esas alınır. 

KKEG’de Dikkat Edilmesi Gerekenler Hususlar Nelerdir?

KKEG uygulaması kimi zaman karışık işlemler olarak gözüküyor olsa da, kanunen kabul edilmeyen giderler kodu gibi yardımcı teknik detaylarla kayıt yapıldığında karışıklığın önüne geçilebilir. Bu kodlar sayesinde hesaplama aşamasında daha kolay analiz yapabilir ve süreç profesyonelce yönetilir. 

Herhangi bir aksaklıkla karşı karşıya kalmamak için dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:

  • İşletme adına yapılan her bir giderin, işletme faaliyeti ile doğrudan ilgili olup olmadığı kontrol edilmelidir. 
  • Kanunlarla açıkça belirtilen kabul edilmeyen giderler listesi sık sık takip edilmelidir. Yapılabilecek herhangi bir değişikliğin kaçırılmaması, hataların önüne geçmeye yardımcı olur. 
  • Muhasebe kayıtları ile beyanname arasında tutarlılık sağlanmalıdır.
  • Hesaplama yaparken kayıtlardaki kodlar karşılaştırılarak doğru rakamların girildiğine de dikkat edilmelidir. 

İşletmeler, bu süreçleri sorunsuz yönetebilmek için profesyonel destek ve dijital çözümlerden faydalanabilir. Özellikle mali süreçlerin daha verimli yönetilmesi, hata riskinin azaltılması ve mevzuata tam uyum sağlanması açısından kurumsal çözümler avantajlıdır. Daha detaylı bilgi ve işletmelere özel dijital çözümler için Pluxee Business’ın sunduğu hizmetlere göz atabilirsiniz.